Sertaç AKTAN: Türkiye 2019’da IMF’ye gitmeye mecbur mu?

Sertaç AKTAN: Türkiye 2019’da IMF’ye gitmeye mecbur mu?

Türkiye’de 24 Haziran erken seçimlerine haftalar kala ülke ekonomisindeki gelişmelerin gerek cumhurbaşkanlığı gerek meclis seçimine önemli bir etkisinin olacağı konuşuluyor. Konu yabancı basında da ele alınıyor ve buna ilişkin haberler ve yazılan makalelerde gözle görülür bir artış söz konusu.

Son olarak Al Monitor’da yayınlanan ve ekonomi uzmanı Mustafa Sönmez’e ait “IMF’den önce son çıkış” başlıklı yazıda Türkiye’nin 2019’da yeniden borç için IMF’ye gitmek zorunda kalabileceği anlatılıyor.

Uzun yıllar ekonomi editörlüğü yapmış ve ekonomi üzerine çok sayıda kitabı bulunan Sönmez son dönemde Arjantin ve Türkiye’nin adlarının yeniden IMF ile birlikte anılmaya başlandığını, ekonomik göstergeleri Türkiye’den biraz daha kötü durumda olan Arjantin’in şimdiden 30 milyar dolarlık kredi temini için IMF ile temasa geçtiğini belirterek sırada Türkiye’nin olup olmadığını sorguluyor.

Türkiye ile Arjantin’in 2001 yılında, aynı anda IMF’ye gittiğini hatırlatan Sönmez o zaman da yine büyük kamu açıkları, döndürülemeyen dış borçlar, verilen büyük cari açıklar, sermaye kaçışı ve yerli parada büyük değer kaybı olduğuna dikkat çekiyor ve son yıllardaki Arjantin ile Türkiye karşılaştırması yapıyor:

“OECD verilerine göre 2014-2017 döneminde dört yılda Türkiye 35 milyar dolar sıcak para çekmişken, Arjantin’in kullandığı portföy yatırımları 68 milyar doları buldu. Ne var ki 2018 nisanda ABD tahvil faizleri yükselince sıcak para Türkiye dâhil birçok çevre ülke gibi Arjantin’den de çıkmaya başladı. Faizlerin yüzde 40’a çıkarılması da kanamayı durduramadı, pesonun yıllık değersizleşmesi yüzde 25’i geçti. 2015 seçimi ile başa gelen sağ siyasetçi Mauricio Macri soluğu IMF’de aldı.”

Aynı kaderi Türkiye de yaşayacak mı?

Yazıda bu soruyu Türkiye’nin en saygın iktisatçılarından Prof. Dr. Korkut Boratav yanıtlıyor ve seçimlerin ardından hangi taraf iktidara gelirse gelsin 2019’da IMF’ye gidişin neredeyse kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.

Üç puanlık faiz artışının 23 Mayıs’ta 4,92’yi görmüş olan dolar kurunu yalnızca 30 kuruş geriletmesini yıpratıcı bir döviz-faiz bilek güreşine benzeten Sönmez, IMF’nin Mart ayı verilerine ve uyarılarına atıf yapıyor. Raporda IMF uzmanlarıvarolan para politikalarında ısrarın tehlikeli olabileceğini kaydediyor:

“Kamu maliyesinin beslediği ve genişletilmiş para politikalarıyla desteklenen iç talep artışları ekonomiyi 2017’de aşırı ısındırmış; enflasyonun ve cari açığın artmasına yol açmıştır. Konut ve inşaat sektörlerinde aşırı üretim söz konusudur. Bugünkü finansal kırılganlıklar sürdükçe genişletici maliye ve para politikalarında ısrar etmek sonuçsuz kalır; tehlikeli olabilir.”

IMF’den kaçış zor görünüyor

Mart 2019’da düzenlenecek yerel seçimleri ekonomiyi toparlamanın önündeki bir başka siyasi basınç olarak gören Sönmez “ülke içinde ne yapılırsa yapılsın dışarıdaki rüzgar global fonları Türkiye’ye çeviremeyebilir” diyor. Sönem Türkiye’nin henüz Arjantin kadar denizi tüketmemiş olduğunu ancak gidişhatın devamı halinde rotayı IMF’ye çevirmekten başka bir yol kalmayabileceğini ifade ediyor.

Türkiye IMF’ye 5 milyar dolar borç vermeyi taahhüt etti mi?

Erdoğan’ın 29 Ekim 2017’de yaptığı bir konuşmada IMF’nin Türkiye’den borç istediğini söylemesi üzerine dönemin Liberal Demokrat Parti Başkanı Cem Toker IMF’ye yazılı olarak bu durumu sormuş ve IMF’den yapılan resmi açıklamada Türkiye’nin “moral desteği” verdiği belirtilmişti.

Şimdi yeniden seçim kampanyalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan IMF ile ilişkilere yönelik açıklamalarda bulunuyor ve IMF’nin 5 milyar dolar borç istediğini ileri sürerek şunları söylüyor:

“IMF 5 milyar avro borç istedi. Arkadaşlar ‘Verelim mi?’ dediler, ‘Verin’ dedim. ‘Borç alan emir alır’ dedim. Baktılar ki bu Türkler; çılgın Türkler. Şaşırdılar, vazgeçtiler..”

IMF bu borca ne kadar ihtiyaç duyuyor?

Nisan 2018 itibarıyla IMF’nin üye ülkelerden almış olduğu toplam rezerv taahhütü 975 milyar SDRdır. (SDR önemli rezerv para birimlerinden oluşan bir sepetin değer birimidir. İçinde dolar, euro, pound, yen ve yuan bulunur).

Bugünün paritesinde 1 SDR – 1,4$ seviyesinde. Bu da IMF’nin ihtiyaç duyması halinde 1,5 trilyon dolara yakın miktarda bir parayı yönettiğini gösteriyor.

Erdoğan’ın seçimdeki rakibi: Amerikan doları

The Wall Street Journal’da yayınlanan Yaroslav Trofimov imzalı bir başka yazıda da ise Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın alışılmadık bir rakip ile seçimlere gittiği anlatılıyor: Amerikan Doları.

2003’ten bu yana Türk seçmeninin ekonomik kalkınma ve iyileşme gerekçesiyle Erdoğan’ın otoriter tutumlarını, hareketli/kararsız/oynak (mercurial) dış politikalarını ve yolsuzluk iddialarını kabullenmeye (ses çıkarmamaya) razı olduğunu aktaran Trofimov, kişi başına düşen milli gelirin 2003’ten bu yana yüzde 70 arttığının ve Avrupa ülkeleri seviyelerine yaklaştığının altını çiziyor.

Tüm o kazanımların şimdi tehlikede olduğunu aktaran Tofimov “Bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 2,15 seviyesinde olan dolar bu seçimlere 4,92 seviyelerini görmüş olarak giriyor” diyerek dolar yeniden 4,50 bandına çekilmiş olsa da buna neden olan sebeplerin henüz ortadan kalkmış olmadığına değiniyor ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik endişelerin bunlardan biri olduğunu vurguluyor.

TÜİK verileri ne söylüyor?

Türkiye İstatistik Kurumu Nisan 2018 verileri 2017’nin aynı ayı ile karşılaştırıldığında dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor.

Bu karşılaştırmada dış ticarette ihracatın %7,8 (13 milyar 869 milyon dolar), ithalatın %15,6 (20 milyar 554 milyon dolar) arttığı kaydediliyor. Türkiye G-20 ülkeleri arasında ihracatı düşen 3 ülkeden biri olmuştu.

Türkiyenin Nisan ayında dış ticaret açığı %35,6 artarak 6 milyar 685 milyon dolara yükseldiği gözlemlenirken ihracatın ithalatı karşılama oranı 2017 Nisan ayında %72,3 iken, 2018 Nisan ayında %67,5’e gerilemiş bulunuyor.

TÜİK verileri mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ihracatın da %4,4 azaldığını işaret ediyor. (Euronews)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 + seventeen =