Şanlıurfa Birecik İlçesi

Birecik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Orta Fırat bölümünde Şanlıurfa iline bağlı 96.000 nüfuslu bir ilçe merkezidir. Fırat ırmağının eskiden sadece doğu kıyısındayken son yıllarda her iki kıyısı üzerinde, deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte kurulmuştur.

Birecik Şanlıurfa’ya 83, Gaziantep’e 63 km uzaklıktadır. Evler, ırmak boyundaki dar bir düzlükte ve bunun gerisinde yükselen dik bir yamaç üzerine yayılır. Bu yamaç üzerinde bir de kalesi vardır. Fırat, Birecik’in bulunduğu noktadan itibaren aşağıya doğru ufak çapta nehir nakliyatına elverişlidir. Bu sebeple, Birecik eskiden beri kara ve nehir ulaşımı arasında bir aktarma yeri olarak önem kazanmıştır.[kaynak belirtilmeli] Daha sonraki devirlerde İstanbul-Bağdat demiryolunu Birecik’ten değil de biraz güneyden geçmesi ve kervan ticaretinin eski önemini kaybetmesiyle kasaba gerilemeye başladı.[kaynak belirtilmeli] İnşası 1951’de başlayıp 1956’da sona eren Birecik Köprüsünün yapılması kasabanın önemini yeniden artırdı.



Tarihçe

Aramice Bîrsâ kelimesinden türeyen ve Arapça kale, hisar anlamına gelen el-Bîre olarak olarak bahsedilen Birecik, “küçük kale” anlamına gelmektedir. Antik dönemde yerleşimden “Makedonopolis” olarak da bahsedilmiştir.

Fırat Nehri kıyısında yer alan yerleşimin tarihi, bu konumundan ötürü oldukça eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Hititler döneminde iskanın başladığı düşünülen Birecik’e M.Ö 9. yüzyıl ortalarında Asurlular hakim olmuştur. Daha sonra Pers, Makedon ve Seleukoslar’ın egemenliğine giren yerleşim M.S 2. yüzyılda kesin olarak Roma topraklarına katılmıştır. Roma İmparatorluğunun bölünmesiyle Bizans topraklarında kalan yerleşim 637 yılında İyâz bin Ganm komutasındaki Arap ordularınca ele geçirildi. Abbasiler döneminde yerleşim yeniden imar edildi. Bizans ve Arap güçleri arasında sıkça el değiştirdi.

11. yüzyılın ikinci yarısında yerleşim Büyük Selçuklu Devleti’nin egemenliğine girmiş, 1096’da ise Bizanslılar tarafından yeniden ele geçirilmiştir. Ancak Bizans hakimiyeti de kısa sürmüş ve yerleşim Birinci Haçlı seferi sırasında 1098’ de kurulan Urfa Kontluğu topraklarına katılmıştır. Musul atabegi İmâdeddin Zengî 1144’te Urfa’yı Haçlı Kontluğundan aldıktan sonra 1145’te Birecik bir süre kuşatsa da ele geçiremedi. Kale, 1150 yılında Urfa kontesi Beatrice tarafından Bizans İmparatorluğuna satıldı.

Yerleşim bir süre sonra Artuklular hakimiyet kurmuş, sonrasında yerel valilerce yönetilmeye başlayan yerleşim, 1182’ de şehre gelen Selahaddin Eyyubi’ ye bağlılığını bildirmiştir. 1260 yılında Hülagû Han tarafından ele geçirilen ve yağmalanan Birecik, hemen sonrasında Memlukluların eline geçmiştir. 1264’deki Moğol kuşatmasında şehir yakılırken yaşayanların büyük kısmı da öldürülmüştür. Baybars’ın Birecik’e doğru hareketi sonucu kuşatma kaldırılmış ve Memlükler kaleyi tahkim etmiştir.

Memlüklerin Anadolu’ya gerçekleştirdiği harekatlarda önemli bir üs konumunda olan Birecik kalesi 1275 yılında Moğollar tarafından yeniden kuşatıldı. Ancak Baybars’ın yardıma gelmesiyle Moğollar kuşatmayı kaldırarak geri çekildi.

1418 yılında şehir Karakoyunlular tarafından yağmalandı. 1472 yılında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından ele geçirildi. Ancak yerleşim kısa süre sonra yeniden Memlük denetimine girdi.

Birecik, 1516 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Bir süre Diyarbekir Eyaleti’ nin sancaklarından oldu. Liman şehri olması ve tersanenin varlığıyla Anadolu’dan Bağdat ve Basra’ya ulaşımda önemli bir merkez konumunda bulundu. Halep ve sonrasında Rakka eyaletlerinin bir sancağı olan yerleşim, 19. yüzyıl ortalarında Halep Eyaleti’nin Rakka sancağına bağlı bir kaza konumundaydı. Halep Vilayeti’nin kurulmasıyla Urfa sancağının bir kaza merkezi oldu.

I. Dünya Savaşı sonrasında 27 Şubat 1919’da İngiliz güçleri Birecik’e girmiş, ancak aynı yıl içerinde Fransız kuvvetleri Birecik’e yerleşmiştir. Fransızlar 10 Temmuz 1920’de Birecik’ten çekilmiştir. Cumhuriyetin ilanıyla kaza merkezi statüsünde bulunan yerleşim Şanlıurfa ilini oluşturan ilçelerden biri oldu. 1956 yılında Fırat Nehri üzerinde inşa edilen köprü sayesinde şehir yeniden gelişme gösterdi.

Kelaynak kuşlarıyla ünlü, Fırat nehrinin çekiciliği ile doğal ve tarihi eserleriyle göze hoş gelen bir ilçedir. Birecik köprüsü Türkiye’nin ikinci uzun ırmak köprüsüdür. Birecik kuzeyinde Birecik Barajı güneyinde ise, Karkamış Barajı arasında göl havzasında kalmaktadır. İlçe ekonomisi genelde Antep fıstığı üreticiliği üzerine kuruludur.

Coğrafya

Birecik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Orta Fırat Bölümünde, Şanlıurfa iline bağlı Fırat Nehri kıyısında bir ilçedir. Birecik ilçesi doğudan Arat ve Babadağları, güneydoğudan Suruç sınırında Beko Dağı ve kuzeybatıdan da Kalazan Dağı ile çevrilidir. Fırat Nehri üzerindeki konumu, yerleşmenin tarih boyunca önemli bir merkez olmasına neden olmuş, özellikle Anadolu ve Mezopotamya arasındaki ticarette bir bağlantı noktası olma özelliğini, 19. yüzyılda yakın çevreden demiryolunun geçmesi ve Ortadoğu’nun siyasal yapısındaki değişimlere değin korumuştur.[kaynak belirtilmeli] Yörede hem kara hem de nehir ticareti önem kazanmıştır. Fırat Nehri hem nehir taşımacılığına, hem de açtığı dar vadi ile kara ulaşımına olanak sağlamıştır. Fırat Nehri’nin özellikle Birecik ile Basra Köprüsü’nün arasındaki bölümünde nehir taşımacılığı yapılmıştır. 1956 yılında Fırat üzerinde Birecik Köprüsü’nün yapılmasıyla yeniden ticaret ve tarımsal etkinlik gelişme göstermiştir.[kaynak belirtilmeli]İlçe halkı tahıl ve baklagiller tarımıyla meşgul olur. Fıstık yetiştirme de ilçenin ekonomik hayatında çok önemli bir yer tutar.



Kaynak, harita ve diğer detaylar için; https://tr.wikipedia.org/wiki/Birecik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

two + eight =